Ulkucu Genclik Bulusma Otagi Milliyetçi Forum, Ülkücü Forum, Ülkü Ocakları, Ülkücü Gençlik () => Köşe yazıları

: SATILAN İNSANLIK // Ahmet Kılıçaslan Aytar‏

: [ 1 ]

Güntülü 23.01.2010 14:17:46
         SATILAN    İNSANLIK
 
          AKP iktidarı eskidikçe sırı dökülmüş aynaya benziyor.
          Bir öncekini tamamlayan yeni yasal  düzenlemeler  giderek daha çok  vatandaşın ve kurumun hükümet ile ilişkisini  karartıyor.
          Türk-İş,Tekel işçileri, KESK, Kamu-Sen, Türk Eczacıları Birliği,Türkiye Hekim Platformu.
          Çalışan örgütlü kitleler hak sorunlarını ve mücadelesini  ancak sokaklarda  tartışabilir durumdadır.
 
            *
          Hükümet, TBMM' deki görüşmeleri devam eden ve hekimlerin tepkisini çeken Tam Gün Yasa Tasarısından geri adım atmıyor.
          Hekimler ve sağlık çalışanları meslek örgütleri ve kamuoyunun görüşleri alınmadan, kuşkuları giderilmeden çıkarılmak istenen yasaya tepkiyi  son  olarak  Ankara' da  yaptıkları eylemle gösterdiler.
 
             *
          Sağlık ve Sosyal Güvenlik Hakkı, tüm ülkelerde insanlığın temel hakkıdır.
          O nedenle hükümetlerin en iyi plânlama yapmasını gerektiren konuların başında geliyor.
          Türkiye' ye;  Sağlık ve Sosyal Güvenlik alanında  yapılan  yasalar ve  mevzuat değişiklikleri  toplamından   bakıldığında halkın sağlık  temel  hakkının  giderek hızlanan bir şekilde  yok  edildiği anlaşılıyor.
 
             *
          Türkiye' de  özelleştirme uygulamaları , AKP iktidarı sürecinde  kurumsal özelleştirmeden, sektörel özelleştirmeye dönüşmüştür.
          Mesela yabancı sermaye çekebilmek için  Türkiye' nin banka ve sigortacılık sektörü uluslararası sermayeye satılmıştır.
          Bugün Bankacılık ve Sigorta Sisteminin % 75 ini uluslararası şirketler yönetiyor.
          Bu şirketlerin gözü ; Özel Hayat ve Sağlık Sigortaları ile devletin resmî sağlık harcamalarından oluşan devasa pastadadır.
          Şirketlerin kazançları için bu pastadan alacakları pay  çok önem arzediyor.
          Uluslararası sermayenin kucağında Türk finans sisteminin piyasalardaki siyaseti ve uygulamaları;  sağlık sisteminin tepe noktasını oluşturuyor.
          Sermaye ; sağlık sisteminin alıcısını temsil ediyor.
 
             *         
          Elbette Sağlık Sektörü de; '80 li yıllardan  itibaren Sosyal Devlet olgusundan uzaklaşarak kamu hizmeti olarak yürütülen mal ve hizmet üretiminin piyasalaştırılması sürecine dahil edildi.
          Avrupa Birliği ülkelerindeki  yüksek sağlık hizmet maliyetleri, sağlık turizmi gibi nedenlerle de  artan, yutiçi-yurt dışı  sağlık hizmeti talebi   özel sağlık kuruluşları vasıtasıyla verilmeye başlandı.
          350'ye varan  yerli-yabancı özel hastaneye - ki gelecek 10 yıl içinde sayının ikiye katlanacağı hesap ediliyor-  yılda ortalama 13 Milyon insan  başvuruyor.
          Özel Sağlık Kuruluşları tedavi kurumları içinde % 22, yatak kapasitesi olarak %8  ağırlıkta bulunuyor.
          Ne ki Finans Sistemi  öncülüğünde ve paralelinde onlar da yaptıkları yatırımların kâra  geçmesini teminen biteviye devletin  desteğini talep ediyor.
 
             *
          Branşlaşmış hastane, uydu poliklinikler, sağlık paketleri, hasta ve yakınlarıyla sürekli yakın temas gibi rekabet avantajlarına sahipler.
          Sağlık piyasasında   bu ve benzeri avantajlarından yoksun kamu kuruluşları karşısında  mütemadiyen güçleniyorlar.
 
             *
          Kamu Kuruluşlarında '89 da döner sermaye ile özelleşmenin adımı atıldı.
          "Ne kadar çok döner sermaye, o kadar maaş" sloganıyla sağlık hizmetinin ticarileşmesi yolu açılırken, çalışanlara döner sermayeden pay ödenerek temel ücretlerinin yükselmesi engellendi.
          Çalışanların ve hastaların müşterileşme süreci başladı.
 
              *
          '08 de sağlık yardımları Sosyal Güvenlik Kurumunca ( SGK ) karşılanan kişilerin, kurumca finansmanı sağlanan; sağlık hizmetlerinden , yol, gündelik ve refakatçi giderlerinden yararlanma esas ve usullerini düzenleyen  Sağlık Uygulamaları Tebliği ( SUT ) çıkarıldı.
          Özelleştirmeci devlet, fiyatlara müdahaleci oldu!
          Sembolik fiyat listesiyle   hastaların istediği  sağlık kurumuna gitmesinin yolu açıldı.
          Aile Hekiminden sevk almadan gidilen muayeneden " muayene olma parası "alınıyor.
          Aile Hekimine ise her 100 hastanın 15 ini sevk etmek hakkı veriliyor!
          Muayene ve tetkik neticesi ilacını almak üzere  eczaneye gidildiğinde  ilaca katkı payı  ödeniyor.
          Bazı durumlarda Hükümet hastadan  para  bile kazanıyor!.
          Küçük sağlık kurumları  iflasla  yok edilip  bir kaç büyük şirketin tüm sağlık sistemine egemen olmasının yolu açılıyor.
          Sonra dönüp, sağlık kesintilerinin kendilerine asla dönmediğinin farkında olmayan geniş halk kitlelerinden " herkese sağlık " sloganıyla  oylarını talep ediyorlar.
          Sosyal Güvenlik Kurumu ( SGK ) ; hastaların büyük maddî katkısıyla  sağlık sektöründe " Global Bütçe Uygulaması" nın merkezi durumuna geliyor.
          Özel Sağlık Kuruluşları ardındaki  Uluslararası Finans Sektörü karşısında Sosyal Güvenlik Kurumu yer alıyor.
          SGK; Sağlık Sisteminin  aktaran tarafını temsil ediyor!
 
              *
          Sıra sağlık sektöründe küçüklerin ayıklanması, üniversite ve eğitim hastanelerinde  başlamak üzere  kamu sağlık kuruluşlarının kalitesinin düşürülmesine gelmiştir..
          Tam Gün Yasa Tasarısı ile  rekabet alanından muayenehane ve özel poliklinikler ve hekimlerinin çekilmesi sağlanıyor.
          Çalışanların temel ücretlerinin  iyileştirilmesi gerekirken ücretler hastaneden hastaneye farklılık gösteren döner sermaye gelirlerine
bağlanıyor.
          " Ne kadar döner sermaye o kadar maaş " sloganı;  sağlık hizmetinde ticarileşmenin bugün geldiği noktayı belirliyor.
          Bir yanda hekim, diğerinde hasta; mekanikî bir tarzda birbirine müşterileşiyor!
          Sağlık; " parada düğümleniyor. "
          Hükümet; devletin  halktan topladığıyla SGK da oluşturduğu global bütçeyi  özel sağlık kurumları vasıtasıyla uluslararası sermayenin acımasız sömürüsüne  açıyor.
          Türk İnsanının sağlık temel hakkı,  üstelik eğitimi, varlığı, katkısı ne olursa olsun  değersizleşiyor.
          Türkiye külliyen fakir-fukara, garip-guraba ediliyor!
 
           *
           Arap Sermayesi Türkiye' de büyük sağlık yatırımları plânlıyor.
           Araplar  önümüzdeki yıllar içinde  200 özel hastanenin kurulmasını projelendirmiş bulunuyor.
           Başbakan Erdoğan, Suudi Arabistan' da : " İstanbul ile Riyad' ın kaderi ayrı olur mu? " diyor...
           Türkiye' de kimi  temel haklar, sorunlar  sokaklarda tartışılıyor!         


: [ 1 ]