|
||
| ELÇİBEY'İN ÖNGÖRÜLERİ IŞIĞINDA Korkut Atam'ın "Alemde şer tükenmez, Oğuzda er tükenmez" sözündeki mana üzre, zaman geçse de Türk Dünyası'nda Türklük mücahidi şahsiyetler hiç bitmez. Türklük mücahitleri, kah Enver Paşa gibi Allahuekber Dağları'ndan Tanrıdağları'na uzanan bir direnişin adıdır,kah Kıbrıs'da Rum palikaryası ile birlikte Koca Avrupa'ya meydan okuyan Rauf Denktaş'tır... Gönüllerde abideleşen bu şahsiyetler hiçbir karşılık beklemeden yalnızca Allah(cc)rızası için Yüce Türk Milleti'nin sonsuz yaşaması davasında birer kilometre taşı olurlar, mücadelenin en çetinini verirler. Ve bulundukları topluma bir Bozkurt gibi rehber olur, yol gösterirler. Kanaatimce toplum olarak tembelliğe ve hazırcılığa alıştırılmışız yıllar boyu. Neredeyse bütün çileyi, cefayı, sıkıntıyı o büyük şahsiyetlere yüklüyor, herşeyi onlardan bekliyoruz. Millet olarak, toplum olarak onların hummalı çalışmalarına iştirak etmek yerine sadece onlara tabi oluyoruz ya da köstek oluyoruz. O değerlere yakışan fertler olmalıyız. Bize düşen, onların verdiği mücadeleyi seyretmek değil, onların fikirlerinin takipçisi olmak, öngörüleriyle geleceğe bakmak ve onlar gibi -tam anlamıyla- hiçbir karşılık beklemeden her alanda mücadelemizi sürdürmektir. 22 Ağustos 2000'de Tanrı'ya uğurladığımız son Türklük mücahidi büyük lider Ebulfez Elçibey'dir. Türkiye'nin, Türk Dünyası'nın önderi olarak Avrupa ile sıcak ilişkilerde bulunması gerektiğini düşünen Elçibey, bir sözünde bu konuya çok güzel bir vurgu yapmıştır; "Kırgız Türkü, Kazak Türkü'ne, Kazak Türkü, Özbek Türkü'ne bakar. Özbek ve Türkmen Türkleri, Azerbaycan Türkü'ne bakarlar. Azerbaycan Türkü gözünü hiç ayırmaz Türkiye'den. Türkiye Türkü'nün gözü ise devamlı Batı'dadır. Öyle olmalıdır. Öyle olmalıdır ki, Türklük katarını çekebilsin. Kızılelma'ya götürebilsin!" Elçibey, "Biz bir millet, iki devletiz" diyen Mehmet Emin Resulzade'nin yükselttiği bayrağı yere düşürmemek adına ileriye atılan simge şahsiyettir. Türk Dünyası'nın farklı bölgelerindeki diğer bağımsızlıkçı-milliyetçi liderleri ve hareketleri desteklerken bir yandan da Azerbaycan'ın güvenliği noktasında büyük bir hassasiyet göstererek tıpkı Büyük Atatürk gibi "realist-Turancı bir dış politika" sergilemiştir. Yıllar yılı Doğu Anadolu'muzda onulmaz yaralar açan Ermenilerin Türklere yaptığı soykırımı, riyakar-sahtekar bir tavırla saptıran Ermeni Diasporası ve Ermenistan, Batılı ülkelerden de destek alarak uluslararası platformda devletimizi her surette zor durumda bırakmaktadırlar. Tabii bu duruma yöneticilerimizin zafiyetinin katkısı da çok büyüktür. ASALA aracılığıyla diplomatlarımıza uygulanan terör faliyetleri hala unutulmamıştır. Bunların yanısıra Ermenistan uzun yıllardır Azeri Türkleri'ne de büyük katliamlar gerçekleştirmiş ve bu soydaşlarımızın büyük bir bölümünü de kaçkın durumuna sokmuştur. Elçibey, bu devletin geçmişte olduğu gibi şimdi ve gelecekte de Türk Milleti'ne büyük zararlar vereceğini, büyük acılar çektireceğini görmüş ve "Ermenistan, Türk Dünyası'nın gırtlağına saplanan hançerdir" diyerek çok doğru bir tespitte bulunmuştur. Bana göre Elçibey'in tek büyük hatası (o da hata sayılırsa) Türkiye'ye fazla güvenmesi diğer bir deyişle Türkiye'nin gücünü hep gözardı eden yöneticilerin başta bulunduğu esnada Türkiye'yi Türk Dünyası'nın lideri olarak kabul etmesidir. Cefakar Elçibey, Demirel'in Cumhurbaşkanlığı makamında bulunduğu esnada Ermeniler'in Karabağ'ı işgal etmesi üzerine Türkiye Cumhuriyeti'nden sadece yaralıların taşınması için bir helikopter istemiş fakat bu talebi bile geri çevrilmiştir. Şimdilerde, yine aynı Demirel'in himmetiyle Türk kurultayı tertip etmeye kalkıp daha sonra da "yanlış yol"larda ikbal arayanlar bizim için büyük bir ibret vesikası olmalıdır. Ülkemizde hala tartışma konusu olan ve hiçbir somut adım atılamayan Orta Asya Türk Kağanlıkları'nın benzeri "Başkanlık Sistemi"ni Elçibey, iktidarının ileriki dönemlerinde gerçekleştirmeyi kafasına koymuştu. Elçibey, Turan'a giden yol Büyük Azerbaycan'dan geçer" diyerek yine önemli bir öngörüsünü dile getirmiş ayrıca bizlere de bir vasiyette bulunmuştur. Bir çoğumuz, Azerbaycan'ın sadece 1991'de bağımsızlığına kavuşan Azerbaycan Cumhuriyeti'nden ibaret olduğunu sanır. Fakat böyle düşüneneler yanılıyorlar. Bir de İran emperyalizmi altında esaret zincirleriyle yaşayan "Güney Azerbaycan" bulunmaktadır. Ve şu an İran'da diğer Türk topluluklarıyla birlikte 35 milyon Türk yaşamaktadır. Bu da İran nüfusunun yarıdan çoğuna tekabül etmektedir. Elçibey'in bahsettiği "Büyük Azerbaycan", işte bu (bağımsız) Kuzey ve (şu an esaretteki) Güney'in birleşmesidir. Sevgili Ülküdaşlarım; Biz de bu vasiyetin gereği olarak Kuzey Azerbaycan'daki en güçlü milliyetçi lider, Musavat Partisi Genel Başkanı İsa Kamber'i ve Güney Azerbaycan Türkleri'nin Lideri Mahmut Ali Çöhregani'yi her vesileyle, her platformda, Azerbaycan ile ilgili her hususda desteklemeli, sahip çıkmalı ve onların verdikleri mücadeleyi anlatmalıyız. Çünkü onlar Büyük Lider Elçibey'in Güney ve Kuzey'deki varisleridir. TANRI TÜRK'Ü KORUSUN ve YÜCELTSİN |
||
|
||
| saq ol qardas.esq olsun sene. | ||